26 Nisan 2013 Cuma

Hellmut Ritter - Doğu Mitolojisinin Edebiyata Etkisi


Hellmut Ritter - Doğu Mitolojisinin Edebiyata Etkisi
Karşılaştırmalı Edebiyat Metinleri


Edebiyat Tarihinin Konusu ve Delilleri
Edebiyat kelimesinin Fransızca karşılığı littérature’dur. Bu kelimenin aslı lettre’dir ki harf demektir. (s. 11)

…birtakım duygular müşkülatla dolu insan hayatına tahammül etmek kuvvetini verir. İşte bütün bu çeşit eserler hep dar manada kullanılan ittérature’a aittir.
Geniş manada kullanılan ittérature: Buraya kültür eserleri de girer.

Edebiyat Tarihinde Usul
İran Edebiyatı kendi kendine siyasi hayatla paralel olarak üç büyük devreye ayrılır.
a)      Ahamenitler devri
b)      Sâsâniler devri
c)      Arap istilalarından sonraki devir. (s. 15)

(Sosyal Bakımdan Edebiyat Tarihi)
…edebiyat tarihi yazanlar, yazı eserlerini doğuran sosyal nedenlerden bahsederler.
…çöl hayatı aşk için çok olumsuz şartlara tabidir.
…yalnız ilkbaharda kısa bir müddet için halk bir yere toplanır ve aşk ancak bu mevsimde olur. Sonra kabileler ayrılır. O vakit âşıklar da ayrılırlar.
…bu nesip tarzıdır.

Abbasiler zamanında hayat şartları değişti. Artık şairler şehirlere geldi ve şehir hayatının etkisiyle yeni bir edebiyat doğdu ki bunun en meşhur temsilcisi Ebû Nüvâs’tır.

...dini nedenler de buraya girer. Mesela ramazanda geceleri geçirmek için edebi eğlenceler yapılır…

(Üslup Bakımından Edebiyat Tarihi)

Kâtip Çelebi / Keşfüzzünûn
Bu eser kitaplara göre tanzim edilmiştir.

Bursalı Tahir Bey / Osmanlı Müellifleri
Bu eser çok mühimdir.

Hicri 4. yüzyılda yaşamış olan Ebû Temmâm ile Buhturî arasında çıkan bir münakaşada Sûlî, Ebû Temmâm’ı tutmuş ve onu müdafaa için Ahbâr-ı Ebû Temmâm adlı meşhur kitabını yazmıştır. Bu eserde o zamanki tenkit usulünü görebiliriz. (s. 17/18)

İran Edebiyatı ve Tezkireler
  1. Çehar Makâle / Nizâmî Arûzî-i Semerkandî’nindir. Şairler kısmı Hicri 550’de yazılmıştır.
  2. Lübâbulelbâb / Muhammed Avfî’nindir. H. 600-625 arasında Hindistan’da yazılmıştır.
  3. Tezkiratuşşuerâ-i Devletşah / 1843’te Hoca Fehim tarafından Türkçeye Sefînetüşşüerâ adıyla tercüme edilmiş ve basılmıştır.
  4. Mecâlisunnefâis / Ali Şîr Nevâyî’nindir. H. 896’da yazılmıştır.
  5. Tezkiretunnisâ / Fahrî b. Emîrî’nindir. Kadın şairler tezkiresidir.
  6. Tuhfe-i Sami (Sâm Mirzâ Tezkiresi) / Devletşah’ın zeylidir.
  7. Heft İklîm / Ahmed Râzî’nindir. H. 1002’de yazılmıştır.
  8. Sahhaf İbrahim (Suhuf-i İbrahim) Tezkiresi
  9. Mecma’ulfusehâ / Rıza Kuli Han’ındır.
İslamiyet Öncesi İran Edebiyatı
Hintliler ve İranlılar eskiden bir milletti. (s. 23)

İran kelimesi Eran / Aryan’dan türemiştir.
Babil’de takriben M.Ö. 1760’ta hüküm süren “Kassiens”ler zamanındaki ilahlar arasında Schuryat (Şuryat) adlı bir ilah vardı ki bir Ariyen ilahtır; güneş ilahıdır.

Eski Hint ve Cermenlerin ilahları tabiiydi.
Mithra ve Varuna
Bu ilahlar Hintlilerin ve İranlıların ilk devrelerinde müşterekti. Sonradan Hint’te ve İran’da ayrı ayrı şekillerde gelişim gösterdi. (s. 24)

Göçleri
İranlılar
İlk münferit göçleri müstesna, kitle olarak M.Ö. 1000 yıllarında batıya gitmişlerdir.
…bir kısmı Hazer’in kuzeyinden, diğer bir kısmı ise güneyinden geçmişlerdir. Kuzeyden geçenler İskitler ve Sarmatlardır.
Güney yolcuları
I-                   Saklar
Semerkand’ın doğusunda oturuyorlardı.
II-                Sogdlar
III-             Hârezmler
IV-             Kevir Çölü’nün batısında kalanlar
İlk kavim Medlerdir.
Hükümdarları Astiyeges’tir. Bunların devleti 558’de Ahamenitlerin kurucusu Kyros tarafından mahvedildi.
Medlerin dilinden bir iki kelimeden başka bir şey kalmamıştır.
V-                Kyros’un kurduğu devlet Ahamenitlerdir.
Bunların sonuncu hükümdarı Üçüncü Darius’tur. M.Ö. 330’da İskender tarafından mağlub edilmiştir. Bunların lisanından kalma kelimeler, kitabeler vardır. Buna Eski İranca denir.

VII-Ardaşîr (Erdişîr) Sâsânîler Devleti’ni kurdu. Bu devlet, Yezd-i Cerd zamanında 636’da İslamlar tarafından mahvedildi.

Partların ve Sâsânîlerin lisanı Pehlevicedir.
Bu Pehlevice yavaş yavaş bugünkü Farsçayı doğurmuştur. (s. 26)

Edebiyat
İran edebiyatının özelliği epik = destansal olmasıdır.
Arap edebiyatı liriktir.
Bu da Sami ruhu ile Ari ruhun farkını gösterir.

Ahamenitler zamanından bize kitap olarak yalnız Avesta gelmiştir. Bu kelime ne demektir? “Metin” demektir. Zıddı olan “Zend” tercüme, şerh manasına gelir.

Avesta
Bir kanundur. Muhtelif zamanlarda muhtelif muharrirler tarafından yazılmıştır.

Böyle kitaplara “kanon” derler.
Kelimenin aslı Yunancadır ve “ölçü aleti” demektir. (s. 29)

Sâsânîler zamanında eski Avesta lisanı unutulunca onu yeni lisana çevirmek lazım geldi. Bu her dinde böyledir. Yahudiler dini dilleri olan İbraniceyi unuttukları zaman, cumartesi günleri toplandıkları “midraş”larda (medrese) okunan şeylerden bir şey anlamaz oldular. O zaman bunları halkın konuşma dili olan Aramiceye tercüme ettiler ki bu tercümeye “targum” derlerdi. Halbuki sonradan da Aramiceyi unuttular.

Avesta’nın Pehleviceye tercümesi Husrev-i Nûşirvan zamanında düzeltildi ve Avesta’nın taksimi başladı. (s. 30)

Eskiden Avesta 21 “nesk”ten ibaretti. Bunlardan bize ancak 19. nesk olan “Frendidat” adlı nesk geldi. Bu da bu dinde yalnız dini merasimde kullanılan pratik formüller ve ayetlerden ibarettir.

…bu parçaların adları “yasna”, “yaşt” olarak adlandırılmaktadır.
Araplar bunlara “tendiyat” derler.
Fransızcası “Hymne”dir. Bir de “hürde Avesta” vardır ki küçük dualardan ibarettir.

Gatalar Avesta’nın en eski kısmıdır.

(Zerdüşt) Sirius (Arapçası Şuara / Şuarâ-iyemânî, İranca ismi “Bistria”) ile de mücadele ediyor.

Bugünkü âlimler “Présaratustrtich” Zerdüşt’ten evvel olan “Yaşt”ları M.Ö. 7. yüzyıla koyuyor.
Sâsânîler zamanında yapılan Pehlevice özetler vardır ki Zerdüştîliğin eksikliğini tamamlamaya yaramaktadır. Bunlar kaybolan “Nesk”lerin özetleridir.
…en mühimleri üç tanedir:
  1. Bundahişn (asıl yaratılış, esas): Bu kaybolan yaratılış (Dandat) neskinin özetidir.
  2. Den Kard (Dîn-i ibadet)
  3. Meno Kherad (Ulv-i hikmet)
Eski İrancada ê / î olmuştur.
Bu “den” kelimesi de sonra “din” olmuş ve Arapçaya geçmiştir. (s. 32)

Kozmogoni
Bunun zıddı Eschatologie’dir.
(Avesta) Buradaki aktörler somut “hayır” ve “şer”dir.
Hayır ve şer ezelden beri mevcuttur.
Bütün mevcudatın tarihi bu iki prensip arasındaki mücadeleden ibarettir.

Sami dinlerde esas fikir, merkezi mefhum iradidir.
İran dini ise iradi değil, izahidir; âlemin manasının izahıdır.

Âlemin sonunda hayrın galip olacağı fikri Mazdeizm’den sonra gelen dinlere de etki etmiştir.
Yahudiler Babil’de İranlıların etkisi altında kaldıktan sonra bunu dinlerine ithal etmişlerdir.

Başlangıçta hayrın temsilcisi Ahuramazda, şerrin ise Ehrimen’dir.

Hürmüz, Ehrimen’in hırsı yüzünden kendisine taarruz edeceğini evvelden bilir ve savaşta silah olmak için “ulvi halk”ı yaratır (Menûk).

Hürmüz iyi bir dünya yaratmak için barış teklif eder. Fakat Ehrimen razı olmaz. O zaman Ahuramazda, Ehrimen’e karşı etkili bir dua okur. Ehrimen bu duayı duyunca hemen kendinden geçer ve baygın bir halde üç bin sene kalır. Bu zaman içinde mahlukat ulvi halden (Menûk) süfli hale (Getik) getirilir.
Mevcudatın sonunda ilk öküz ve ilk adam vücuda gelir (Öküz çiftçilik yapan milletler için çok mühimdir).
Ehrimen
…uykudan uyanır. Yılan şekline girerek mahlukat içine karışır. Ordusu da böyle yılan, akrep ve haşerat şeklinde bütün dünyayı kaplar.
Gâv-ı evvel (ilk öküz) ve insân-ı evvel ölür. Bu Ehrimen’in hüküm sürmesi de üç bin yıl devam eder.
Nihayet son devir gelir.
Ehrimen mağlup olur ve yaratılış tamamen eski haline, temiz haline döner.
Zerdüştîliğin sistemi budur. (s. 35)

Avesta’da iki din vardır. Zerdüşt’ün vaazları, Gatalar ve sonra eski ilahlara ait kısım.

Ahuramazda, Ehrimen’e karşı mücadeleye başlarken kendisine yardımcı olmak üzere kozmik insanı (insan-ı evvel) veya bu Gayumerd’i yaratmıştır.
Gayumerd bu savaşta yaralanıyor ve ölüyor.
Bu ölen Gayumerd’in vücudundan olan, bütün kainatın temsilcisiydi. Maden yeri, filiz zuhur eder ve onun tohumu toprağa iner ve ondan “ravent” otu hasıl olur. Bu ottan bir nebat şeklinde ilk insan çifti vücuda gelir. Bunların isimleri; erkek “Maşa”, kadın ise “Maşiyana”dır. Yani “merd u zen”. (s. 37)

Mani’ye göre en büyük ilah
Ebu’l Azame’dir.

Uygurca yazılmış olan Chuartoanift’te Manihaizmin esasları bulunmaktadır.
Zerdüştîliğin esası kozmoloji, Manihaizmin ise halastır.
Uygurca kitapta
Şöyle söylenir:
Halasın yolu marifettir.
Marifete “Gnoses” denir.

Gnostisizm, kozmogoniden ve âlemin nihayetinden bahsetmez. Onun alaka merkezi ferdin ruhunun temizlenmesidir.

Gnostisizm Hıristiyanlıkla aynı zamana rastlar.

Abbasiler zamanında Manihaizme inananlar vardır. Bunlara “zındık” deniliyor. En eski manası “Mani’ye tabi” demekti. Türeyişi şöyledir: Zandik, “ik” nispet ekidir. “k” sonradan düşmüştür. Farsçada “zand” ise tefsir, Avesta tefsiri manasındadır. (s. 41)

Mani’nin bu felsefi şeklinin en meşhur temsilcisi İbn-i Mukaffa’dır.

Gnostisizm sonradan “neoplatonizm” ile birleşmiş ve tasavvufa etki etmiştir.

İnsanın ilahi kısmının dünyada, madde içinde esir olduğu ve anavatana dönmek mecburiyetinin bulunduğu fikri gnostisizmden gelmiştir.
İnsan-ı kamil fikri de gnostisizmden gelmiştir.

Hudayname
Hudayname Sâsânîlerin resmi tarih kitabıdır.

Yeni Farsça’da Firdevsî Öncesi Şehnameler

Ebu’l-Mueyyed el-Belhî’nin Şehname’si.
Bu kitap bize kadar gelememiştir. Kâbusname mukaddimesinde bu eserden bahsedilir.

Ebû Ali Muhammed b. Ahmed el-Belhî’nin mensur Şehname’si.
Bundan el-Birunî bahsediyor.

Meşhur el-Mervezî’nin manzum Şehname’si.
İlk manzum şehnamedir.

Tus valisi Ebu Mansur b. Abdurrezzak-i Tûsî.
Dört mûbede bir mensur Şehname toplatmıştır.
Asıl nüshası elde yoktur; yalnız bu kitaptan iki kitap çıkmıştır.
a)      Saalebî’nin Gurretu’l-ahbârî Mulûki’l-furs’u.
b)      Bizim bildiğimiz Şehname ki Dakîkî ve Firdevsî tarafından yazılmıştır.
Ebu Mansur b. Abdurrezzak-i Tûsî’nin kitabından bize yalnız mukaddimesi gelmiştir.
Bu mukaddime yeni Acemce’nin en eski mensur metin parçasıdır.

Firdevsî’nin Şehname’si
Hudayname’nin en yeni şeklidir.

Firdevsî’ye göre Geyumerd otuz sene hüküm sürer. Siyamek, Geyumerd’in oğludur ve Ehrimen tarafından öldürülür. Siyamek’in oğlu olan Huşeng ise babasının intikamını alır ve Ehrimen’in çocuğunu öldürür.

Firdevsî’ye göre ilk sülale Huşeng ile başlar ve Pîşdâdiyân denir. Bu sülalenin isimleri:
Huşeng
Tahmuras
Cemşid
Dehak
Efretun
Minuçihr
Nozer
Zav
Karşasb

Tahmurata
Firdevsî’ye göre koyunları kırkmayı öğretir.
Devleri hükmü altına alır.

Bunlardan sonra Cemşid = Yima aşeyta (Aşeyta / parlak) gelir.
700 senelik padişahlığında silah yapmayı, kumaş dokumayı öğretir. Halkı dört tabakaya ayırır. Kahinler, savaşçılar, çiftçiler, esnaf.
Devlere birçok binalar yaptırır.
Nevruz bayramı onun zamanında başlamıştır.

Fars edebiyatında pek meşhur olan “Cam-ı Cem” hikâyesi Firdevsî’de yoktur.
Cam insana bütün âlemi gösterebilir.
İskender’in aynası da böyledir.
…bu aleti Mısır kimyagerlerinden Zozimos vermiştir.
Tevrat’ın Mısır rivayetinde de Yusuf’un elinde bir bardak olduğu söylenir.
İslamlara göre böyle bir cam Süleyman’ın elinde vardır.

Dehak’a gelince, aslı “eji dehak”tı. Firdevsî “dehak = çok gülen” yapmıştır.
Şeytan onu kandırır.
Dehak bir çukur açar, babasını içine düşürerek öldürür.
Şeytan onu iki omzundan öper. O zaman Dehak’ın omuzlarından iki yılan çıkar.
Dehak’ın evinde her gün iki genç kesilir, beyinleri bu yılanlara verilir.

Dehak’ın korkusundan dağlara kaçan çocuklar Kürtleri teşkil eder.
Demirci Kâve, on yedi oğlu kesildikten sonra birini bırakmasını rica eder. O da razı olur. Kâve bundan sonra önlüğünü bayrak yapıp isyan eder ve Dehak’ın yerine Feridun’u padişah yapalım der. (s. 58)

Zerdüşt’ün halifesi hakîm Câmasb’dır.

Vamık u Azra
Aslı Pehleviceydi.
Lâmiî Türkçeye çevirmiştir.
Bunlar, birbirlerinin resimlerini görerek âşık olurlar.
…ölünce iki yıldız olup göğe çıkarlar.

Ferhad ile Şirin
Bu hikâyeyi ilk defa Bel’amî’nin Taberî tercümesinde görüyoruz.

Kelile ve Dimne
Hintçe adı Pança Tandra = beş hile veya zeka tatbiki icap eden beş haldir.
…büyük olasılıkla M.Ö. 300’de Hint’te yazılmıştır. (s. 89)

Bu kitap ahlaki hilelerden bahsetmez. Burada iyi adam değil zeki adam galip gelir. Masallardaysa daima aksinedir, daima iyi kazanır.

Birinci hile birbirini seven iki adamın arasını bir yalancının bozmasıdır. Hikâye el-Esed ve el-Sevr (Aslan ve Öküz hikâyesidir).

İkinci bölüm
İsmi “el-Hûmetü’l-mutavvaka”dır.
İhvanüssefa
Karmatiydiler. Karmatilik Şiîliğin bir şubesidir.
Büyük tarihi temsilcileri Mısır’da hüküm süren Fatımîlerdir.
(Bunlara göre) Cennet imama yakın olmak, cehennem imamdan uzak kalmaktır.
Bunlar bu felsefeyi alarak sistematize etmişler, bu suretle Arapçada Yunan felsefesinin yayılmasına kuvvetle âmil olmuşlardır. İsmailîlerin bu hizmeti çok mühimdir.
Resail-i İhvanüssefa
İsmailîler indinde bu risale Kur’an’ın yerini tutar. (s. 93)

İbn-i Mukaffa
Cihan edebiyatına bu eseri (Kelile ve Dimne) tanıtan ve sevdiren Abdullah b. Mukaffa’dır. Onun asıl adı Rûzbih (günün iyi olsun) ve babasının adı Badoe’ydi.
Eserleri:
-En meşhuru Hudayname’nin Arapça tercümesidir.
-(Bir diğeri) Kelime ve Dimne tercümesidir.
-Peykârname (savaş kitabı): Bu kitapta İsfendiyar ile Rüstem arasındaki savaşlardan bahsedilmiştir.
-Sekiseranname: Sicistan padişahlarının sergüzeştleri.
-Ayinname: Bugünkü salnamelere benzer.
-Taç
-Mazdekname: Mazdek’in yaptıklarını anlatıyordu. Büyük bir kısmı Nizamülmülk’ün Siyasetname’sinde mevcuttu.
-Risale-i Tansar: Birtakım nasihatler verir.

Rûdekî
…yeni Farsça yazan ilk büyük şairdir.
Rûdekî Semerkand’a yakın Rûdek (küçük ırmak) köyünde doğmuştur.

İranlıların tabiat hissi yoktur, onların müşebbihün bihleri tabiat değildir.
İran şairlerinde müşebbihün bihler hep saray hayatına aittir.

Yunan felsefesindeki ilimlerin sınıflandırılmasına göre ilim iki kısımdır: a) amelî, b) nazarî.
Amelî ilimler üçe ayrılır:
  1. Ahlak ilmi, etik
  2. İlm-i tedbir- menzil, ekonomi
  3. Siyaset ilmi, politika
Burada Aristo ve Eflatun’dan bahsedilmez. Daima Brus adı geçer.
Onun Yunanca bir tedbir-i menzil kitabı vardır. Bu kitaptan bize iki parça gelmiştir. Eğer bu parçalarla bu çeşit İslami ahlak kitaplarını karşılaştırırsak, arada pek bir fark olmadığını görürüz. Şu halde Brus bu Bryson’dan başka bir kimse değildir. Ahlak kitapları da daima bunun kitabı taklit edilerek yazılmıştır. (s. 107)

Nasrullah’ın (Kelile ve Dimne) tercümesi 730’da Kul Mesut tarafından Anadolu Türkçesine tercüme edilmiştir.

Kelile ve Dimne Nazireleri
-          Marzubanname (Merzbanname)
Rüstem’in oğlu Merzuban
-          Sindbadname
Aslı Hintçedir.

İskendername
İskender’in babası (hakkındaki bir rivayet) Philippos’tur (at seven).
Diğer rivayet Zevs olmasıdır.
Annesinin adı Olympos’tur.
Üçüncü rivayete göre İskender’in babası Mısır’ın son padişahı Nektanebus’tur. (s. 116)

Ab-ı Hayvan hikâyesi
Glaukos (yeşil) isminde bir balıkçı vardı. O bir gün ölü balıklardan birisinin bir ota değerek canlandığını görür. Kendisi de o ottan yer ve bir şeytan olur. Ölmezlik onun için bir lanettir.

Taberî diyor ki: “Hızır İskender’in veziriydi. Ab-ı hayvanı bulup ölmez oldu.”
Hızır yeşil demektir.

Doğu’da bir de Hızır’la beraber İlyas’tan bahsolunur. İlyas ateşten bir arabaya binerek göğe yükseldi.
Hızır
İslamlarda deniz işleri vekilidir. Halbuki İlyas kara işleri vekilidir. (s. 122)

Binbir Gece Masalları
Kitabı Avrupa’ya tanıtan Galland’dır. 1704’te Paris’te neşretmiştir.
Arapça metin ilk defa Kalküta’da 1814-1816’da basıldı. 200 geceyi ihtiva ediyordu.

Birinci yazma, en eski olan Galland yazması Hicri 934/Miladi 1536)’te yazılmıştır. Mamlûkler zamanında Mısır’da yazılmış olmalıdır.

Masalların esası Hint’tir.

Andarz / Enderz
Padişah nasihatleridir.
Bunlara enderzname veya pendname denir. Arap edebiyatında nasihatülmülük adıyla meşhurdur.

Tansar Mektubu
En meşhur pendname budur. Tansar tarihi bir şahsiyettir.
Bu adam dağınık Avesta’yı toplattı, bir kanun haline getirdi.

Kâbusname
Zeyyârîler yarı bağımsızdır.
Zeyyârîlerin yedinci hükümdarı, Unsurü’l-meali Kabus bin Dârâ bin Veşmgîr (voşmgir) adlı biriydi. 441-462 arasında hükümdarlık yaptı. Oğlu Geylanîlerin son padişahı Geylan Şah için bu kitabı yazdı. Kâbusname ayrıntılı bir ahlaki ve siyasi kitaptır.

Siyasetülmülük
Siyasetname = Siyasetülmülük’tür.
(Nizamülmülk) Kitapta düşünce ve tecrübelerini yazıyor, sultana nasihat veriyor.

Arap Edebiyatı
Kabile, her ferdini bütün diğer kabile fertlerinden üstün tutar. Bu hisse “asabiyyet” denir.

Şair yazdıklarını kendisine dışarıdan bir şeyin fısıldadığını iddia ediyor.
Araplar hariçten ilham veren kuvvete cin, şeytan veya tabi adlarını verirler.
…her şairin bir râvîsi vardır. Şair kaside yapar ve onu irşâd eder.
Râvîlerin
Bilhassa hafızaları dehşetliymiş. Bir râvînin yüz bin beyit bilmesi bir şey değilmiş. Bu mübalağalı değildir. Bugün bu hal Habeşistan’da aynen mevcut gibidir. Orada bir kabile var, Tigre denir. Bedevidir. Sami bir lisan konuşurlar. Bunlardan Nefber adlı bir râvî vardı. Litmann, onun ağzından altı cilt şiir topladı.

Arapların şiiri kısadır ve bunda öznel unsurlar çoktur.
Bunun içindir ki Arap şiiri ekseriya liriktir. (s. 137)

Vezin
En eski irticalen, düşünmeden söylenmiş şiirlerin vezni recezdir.

Kaside
Arap edebiyatının en büyük şekli kasidedir.
Kaside başka dilde yapılamaz.
Kasidede
Önce “nesib (tasvir)” kısmı gelir. Burada muhakkak bir aşk meselesi söz konusudur.

İslamiyet Arapları çölden çıkardı.
Artık şair de fahr yapmaz. Bunu değiştirmesi, padişahın gözüne girmesi lazımdır.
Ve fahr yerine medih başladı.
Yavaş yavaş çöl hayatı unutulur.
Artık cansız şeyler ehemmiyet kazanmıştır.
Av yapmak şehirlilerin işidir.
Av şiirlerine “tardiyat” denir.
Av için köpek ve doğan lazımdır.
Onlar da şiire girecektir.
Abbasi şairleri köpeği tasvirde büyük bir maharet gösterir. Bu şairler şarabı da över. Bu çeşit şiirlere “hamriyat” deniyor.

Bedevi şair nüansları ve teferruatı sayardı. Abbasi şairse artık teşbih ve istiareler kullanmaya başlamıştır.
Bu hal Abbasiler zamanında olmuştur. Bu devirde retorik (bedî’) de başlıyor. Bedî’ “yeni” demektir. (s. 139)

Abbasiler zamanında şair artık şehirde yapılan “sabuh” âlemlerini tasvir ediyor (güneş doğmadan evvel şarap içmeye “sabuh” derler).

…ilm-i beyan
Bu ilim, sanatların tahlilini yapar. Onun iyisini kötüsünden ayırır, farklarını gösterir. Bu hususta en eski kitap Abdülkadir-i Cürcanî’nin Esrarü’l-Belaga’sıdır.

Şarabın anasını kurban etmeli
Çocuğunu tutup zindana tıkmalı
(Rûdekî)

Sâmânîler zamanında şiirde bahsedilen mavzular
Bezm ve rezm’den ibarettir.
Bezm şarap içmek ve sevmektir.

Gazel
9/11 beyitten ibarettir. Sonunda mahlas vardır. İçeriği ise âşıkanedir. Bertels gazel teriminin Sâmânîler zamanında mevcut olduğunu tespit etmiştir.

Sâmânîler zamanında bulunmayan gazele şeklini veren, Sadî’dir. (s. 153)

Rubaî
Eski İran halk şiiri şeklidir. Hususiyeti bir şaire isnat olunmasıdır.

Destan
Gazneliler devrinde aşka dair mesneviler görüyoruz. Unsurî (Mahmud’un saray şairiydi) Vâmık u Azrâ’yı tercüme etmiştir.
Veys u Râmîn Selçuklular zamanında yapılmış eski İranca bir mesnevidir.

Sâmânîler zamanında tabiat duygusunun merkezi bahçedir.
Şark vahşi tabiatın güzelliğine varamamıştır. Tabiat bir bahçe içine sıkışmış, zayıflamıştır.

İlk Sâmânî Şairler
İlk Farsça şiir söyleyen
Muhammed ibn-i Vasıf’tır.
Devletşah’a göreyse Behram-ı Gûr’dur. (s. 158)

Dağda yaşayan ceylan ovada nasıl koşsun?
Sevdiği yok ki sevdiğinin peşinden nasıl gitsin?
(Ebû Hafs Hakîm b. Ahvaz-ı Sogdî)

Rûdekî
Kör doğmamış sonradan kör olmuştur.
Altı mesnevi yazmıştır.
Kelile ve Dimne’yi nazmetmiştir.
İki mesnevisinin adı malumdur: Devrân-i Âfitâb, Kelile ve Dimne.

Şehname
Abdurrezak’ın Şehname’si kaybolmuştur.
Fakat ondan alınarak vücuda getirilmiş iki şehname vardır: a) Saalebî, Gureru’l-ahbar-i Mulûk-i Furs, b) Dakikî ve Firdevsî’nin şehnamesi.

Firdevsî
Dakikî’nin yarı bıraktığı işe devam etti. Asıl ismini bilmiyoruz, künyesi Ebu’l-Kâsım’dır.
329’da Rûdekî’nin öldüğü tarihte doğmuştur.

Nizamî-i Gencevî
Fars edebiyatının en büyük manzum roman şairi ve hamse türünün kurucusudur.
Tam adı Cemâleddin Ebû Muhammed İlyâs b. Yusuf b. Zekî Mu’eyyed’dir.
Türk bir baba ile Reise adlı Kürt bir annenin çocuğudur.
Firdevsî ve Senaî’den etkilenmiştir.
Doğu edebiyatlarında birçok şaire model olmuştur.
Eserleri:
Mahzenülesrar
Hüsrev ü Şirin
Leylî u Mecnûn
Heft Peyker
İskendername
Divan
Mahzenülesrar, Erzincan hâkimi Fahreddin Behramşah adına yazılmıştır (1174/1176).
Serî’ bahrinin müfteilün müfteilün fâilün vezniyle nazmedilen mesnevi yaklaşık 2400 beyittir.
Mesnevide “dünya ve içindekiler nedir? İnsan nasıl arınır? İyi ile yararlı insan olmak için ne yapılmalıdır?” sorularının cevapları verilmiştir.

Hüsrev u Şirin
Hecez bahrinin mefâîlün mefâîlün feûlün vezniyle nazmedilmiştir.
5700/7700 beyittir. Konusunu Şehname’den alır.

Leylî u Mecnûn
Hecez bahrinin mef’ûlün mefâilün feûlün vezniyle nazmedilmiştir. 5100 beyittir.

Heft Peyker
Diğer adıyla Behramname, hafif bahrinin fâilâtün mefâilün fa’lün vezniyle yazılmıştır. Eserde Sâsânî hükümdarı Behram-ı Gûr’un av ve evlilik hayatı, yedi eşinin kendisine anlattığı hikâyeler çerçevesinde işlenir.
İskendername
Şerefname ve İkbalname başlıklı iki bölümden oluşur.
Mütekarip bahrinin feûlün feûlün feûlün feûl vezniyle yazılmıştır.
10.000 beyittir. İskender’in soyu sopu, karanlıklar ülkesine gitmesi, Rum’a dönmesi, fetihleri ele alınır.
İkbalname kısmı 3700 beyittir. Bu bölümde İskender daha çok bir filozof olarak karşımıza çıkar.

Ayrıntı Yayınları
2011

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder