26 Nisan 2015 Pazar

Gaston Bachelard - Yok Felsefesi

Gaston Bachelard - Yok Felsefesi


Öndeyiş
Felsefe, aşina olduğu alanın uzağında güdükleşir.
Bu durum bilim için de geçerlidir.

Bilim adamına göre, bilim felsefesi hâlâ olguların egemenliğindedir. (s. 8)

Filozof için, bilim felsefesi hiçbir zaman tümüyle olguların egemenliğinde değildir.

Günümüzde bilimsel düşünceyi canlandıran harekete geçiren çifte devinim felsefi olarak dile getirilebilseydi, a priori ile a posteriori almaşıklığının zorunlu olduğu,  ampirizmle usçuluğun bilimsel düşünce içinde, birbirlerine zevk ve acıyı birleştiren bağ kadar güçlü ve tuhaf bir bağla bağlı oldukları farkına edilecekti. (s. 9)

Bilimsel olarak düşünmek, teoriyle pratik arasındaki, matematikle deney arasındaki geçişlere olanak tanıyan o epistemolojik alana yerleşmektir. Bir doğa yasasını bilimsel olarak bilmek, onu hem fenomen hem de numen olarak bilmektir. (s. 10)

Bilim felsefesinde ve felsefe geleneğinde yanlış şekilde ele alınan temel sorun Tin’in yapısı ve evrimi sorunudur.

Bütün kavramlar kendi metafizik dönüşümlerinin aynı anında değillerdir. Her kavram üstünde felsefi olarak düşünüldüğünde, kabul edilen tanımın tartışmalı niteliği, bu tanımın ayırt ettiği, çıkardığı, reddettiği her şey daha açık biçimde görülecektir. Öyleyse kullanılagelen tanımdan farklı bilimsel bir tanımın diyalektik koşullan bu durumda çok daha belirgin bir biçimde ortaya çıkacak ve kavramların ayrıntısında, yok felsefesi adını vereceğimiz şey anlaşılacaktır. (s. 15)

Belirli bir epistemolojik sorunu geliştiren ilk iki bölümden sonra, bilimsel düşüncenin birbirinden olabildiğince farklı üç alandaki açılma çabalarını inceleyeceğiz.

Önce temel bir kategori düzeyinde, töz düzeyinde, bir yok-Kantçılığın, yani klasik öğretiyi aşan, Kant'tan esinlenen bir felsefenin taslağını gösterme fırsatına sahip olacağız.

Klasik Kantçılık ile klasik gerçekçiliğin iki kutbu arasında, özellikle etkin bir ara epistemolojik alan doğacaktır.

Yok felsefesi, her bir tözün belirlenmesinin tüm düşüncesini hem de tüm deneyini özetlemeyi olanaklı kılacaktır.

Bilimsel düşünce felsefesinin genişlemesini önereceğimiz ikinci alan, sezgi olacaktır. (s. 16)

Birinci Bölüm
Bilimsel Bir Kavramın Çeşitli Metafizik Açıklamaları
Bilime ilişkin felsefi tartışmaların anlaşılmaz kalmasının nedeni, tikel bir davranış nedeniyle bulandırılmış durumdayken soruna hâlâ bütünsel bir yanıt getirme isteğidir. (s. 19-20)

Bilimin felsefi açıklamalarının çokluğu bir olgudur, oysa gerçekçi bir bilim metafizik sorunlar yaratmamalıdır. (s. 20)

Bilimsel düşüncenin felsefi olgunluğuna ilişkin tanıtlamamızı, bilimsel kütle kavramı üstünde yapmak istiyoruz.

…kütle kavramının beş düzeyi,
1-) İlk biçiminde, kütle kavramı gerçekliğin kaba ve sanki obur bir nicel değerlendirilmesine denk düşer.
Bu aşamada kütle kavramı bir engel-kavramdır. Bu kavram bilgiyi engeller; bilgiyi özetlemez.

Hangisi olursa olsun her bilimsel kavram konusunda, bize göre, düzeltilmesi gereken bir yanlış vardır. Herhangi bir nesnel bilgiye girmeden önce, tinin yalnızca genelinde değil, ama bütün tikel kavramlar düzeyinde de psikanalizi yapılmalıdır.

2-) Kütle kavramının incelenebileceği ikinci düzey, kesin nesnel bir belirlenmeye, bilgece ampirik bir kullanımına denk düşer. Bu durumda kavram, terazinin kullanımına bağlıdır. (s. 24)

Tartmak, düşünmektir. Düşünmek, tartmaktır.

3-) Bu üçüncü görünüm (kütle kavramının büründüğü ussal görünüm) 19. yüzyılın sonunda, Newton'la birlikte, ussal mekanik kurulduğunda tüm belirginliğine kavuşur. Kavramların dayanışmasının zamanıdır bu.

Newton'la birlikte kütle, kuvvet ile ivmenin bölümü olarak tanımlanacaktır. Kuvvet, ivme, kütle açıkça ussal bir ilişki içinde bağlılaşık olarak kendilerini ortaya koyarlar.

"Kuvvet, kütle, ivme arasından gerçek olan hangisi?"

Görüşümüze göre, kuvvet, kütle, ivme kavramları bağlılaşık olarak tanımlandığı anda gerçekçiliğin temel ilkelerinden çok uzaklara gidildi.

Newton'dan önce, kütle kendi varlığı içinde, madde niceliği olarak inceleniyordu. Newton'dan sonra, oluş katsayısı olarak, fenomenlerin bir oluşu içinde inceleniyor.

Mutlak uzay, mutlak zaman, mutlak kütle, bütün kuruluşlarda, her zaman tanınabilen, basit ve ayrı öğeler olarak kalırlar.
Ölçüm felsefesinin a pnori'leridirler. Ölçülen her şey bu ölçüm temellerine dayanabilir ve dayanmalıdır.

4-) …görecelik çağıyla birlikte (…)usçuluğun açılacağı bir zaman geliyor.
Açılış, deyim yerindeyse kavramın içine doğru gerçekleşir.

Mutlak kütle kavramının da anlamı yoktur. Kütle konusunda olduğu gibi zaman-uzay belirlenimleri konusunda da Görecelik'ten kurtulmak olanaksızdır.

Bilimi ilerletmenin tek bir yolu vardır, o da, daha şimdiden oluşmuş bulunan bilimi hatalı bulmaktır, bu da bilimin kuruluşunu değiştirmektir.

5-) …çağdaş usçuluk (…)neredeyse dışsal bir diyalektikle de canlanır.
Dirac mekaniğinde kütlenin kendini hangi yeni felsefi görünüm altında sunduğunu belirteceğiz. Dağılmış felsefenin beşinci düzeyini dile getiren diyalektik us-üstücülüğün bir öğesi adını vermeyi önerdiğimiz şeyin kesin bir örneğine sahip olacağız böylece.

…çağdaş bilimsel düşünce bir epokhe ile, gerçekliğin parantez içine alınmasıyla başlar.

Dirac mekaniğinin ilk önce bir biçimlenme uzayında "parantezler"in yayılımını incelediği söylenebilir.
Dirac mekaniği, başlangıçta, gerçeksizleştirilmiştir.

Dirac, yayılım denklemlerini çoğaltmakla işe başlar.
…yayılımda bulunan fenomenlerin sayısı kadar yayılım işlevi ortaya koymak gerekir.

Matrisler, her birinin payına düşeni vererek, her birinin göreli evresini kesin olarak saptayarak, yayılan fenomenleri diyalektik olarak dayanışık kılar.

Dirac'ın mekaniğinde, her türlü yayılıma bağlı olan dört işlevi düzene oturtmak için matematikçi bir dörtlüyü yönetmelidir.

Hesaplar (…) bize bu kavramı ötekilerle birlikte, elektrik ve manyetik momentlerle, spirile/le birlikte verir.

Hesabın sonunda, kütle kavramı bize tuhaf biçimde diyalektikleştirilmiş olarak teslim edilir. Tek bir kütleye gereksinimimiz vardı, hesap bize iki tane verir, tek bir nesne için iki kütle verir. Bu kütlelerden biri, önceki dört felsefede, yani saf yürekli gerçekçilikte, açık-seçik ampirizmde Newtoncu usçulukta ve Einsteincı eksiksiz usçulukta kütle konusunda bütün bilinenleri kusursuzca özetler. Ama öteki kütle, birincinin diyalektiği olan kütle negatif bir kütledir. (s. 32)

…bir dış diyalektik… / Yeni bilimsel tin…

Negatif enerji kavramı, Dirac mekaniğinde, negatif kütle kavramıyla kesinlikle aynı biçimde gösterdi kendini.

İçimizi dökmeye son verelim burada. Yazık! Esin sahibi bir ozana gereksinimimiz vardı, ama alayındaki askerleri sayan bir albay görüntüsünden başka bir şey seçemiyoruz. Şeylerin aşama düzeni insanların aşama düzeninden daha karmaşıktır. Atom, gizini daha bize söylememiş olan matematiksel bir toplumdur; bu topluma, bir asker aritmetiğiyle kumanda edilmez. (s. 36)

İkinci Bölüm
Epistemolojik Profil Kavramı
Bilim adamının bütün düşüncelerinde gerçekçi olduğuna inanıyor musunuz gerçekten?
Mutlak, değişmez, kesin bir usçuluğu hiçbir şey haklı çıkarmaz.

Yanlış bir kavramla, büyük bir öğreti kurulabilir.

…her felsefe kavramsal tayfın yalnızca bir kuşağım verir ve tikel bir bilginin eksiksiz kavramsal tayfım elde etmek için bütün felsefeleri toplamak gereklidir. (s. 44)

Bir bilim felsefesi, tikel bir bilimin incelenmesiyle sınırlandırılsa bile, zorunlu olarak dağılmış bir felsefedir.

Üçüncü Bölüm
Yok-Tözcülük Lavoisierci-Olmayan Bir Kimyanın İlk Habercileri
…bir kavramın diyalektikleştirilmesi, kanımızca, bu kavramın ussal kimliğini tanıtlar. Töz kavramı diyalektikleştirilebilirse, bu onun gerçekten bir kategori gibi iş görebileceğinin tanıtı olacaktır.

Fenomen, fenomen yasaları olmayan numenal yasalarla açıklanabilir.
Numen, fenomeni, ona karşı durarak açıklar.

Enerji tözün bütünleyici parçasıdır; töz ile enerji arasında var olma bakımından eşitlik bulunur. Töz kavramına bir üstünlük veren, töze kinetik enerjiyi, potansiyel enerjiyi, gizli ısıyı... geçişli nitelik türleri gibi yükleyen eski kimya felsefesi gerçekliği yanlış değerlendiriliyordu. Enerji töz kadar gerçektir, töz de enerjiden daha gerçek değildir. Enerji aracılığıyla, zaman, töz üstüne kendi damgasını vurur. Tanımı gereği zaman-dışı olan bir töze ilişkin eski anlayış sürdürülemez. (s. 58)

Hiçbir deneysel sonuç, onu sağlayan çeşitli deneylerden koparılarak mutlak bir tarzda bildirilmemelidir.

Gerçeğin hakiki dayanışıklığı matematiksel bir öze sahiptir.

Bir element yoğunlaşmış bir ayrışıklık değildir. Dağılmış bir türdeşliktir. Element olma kimliği olanaklı durumlarının düzenli bir dağılımının sonucu olan ussal tutarlılıkla gösterilmiştir.
Öyleyse element matematiksel bir uyumdur, ussal bir uyumdur, çünkü olanaklı durumları dağıtan şey matematiksel bir denklemdir. (s. 76)

…önceleri tartışmaksızın reddedilen, negatif bir olasılık kavramı karşısında yeni bilimsel tinin iki tavrı:
1. Kavramı, sakin bir ilk diyalektikle, yalnızca kabul etmek.
2. Yeni bilimsel tinin ikinci bir tavrıysa bir açıklama girişiminden ibaret olacak.

Olasılıkların kesinliği nedensellik kategorisinin bir diyalektiğine yol açmalı. Şu üç kategori, yani töz, birlik, nedensellik kategorileri dayanışıktırlar. İçlerinden birini değiştiren, etkisini ötekilerin kullanımında da duyurmalıdır.

Dördüncü Bölüm
İlksel Uzaysal Bağlılıklar / Çözümlenememe
Beşinci Bölüm
Aristotelesçi Olmayan Mantık
Eğer nesneleri sınıflara ayıran diyalektik bir ilk, temel diyalektik değilse, iki sınıfın nesnelerini tek bir aynı sınıfta toplamayı umut edebilmek için yeterince derin ilkelerle ilgiliyse, artık aşkın mantık yoktur öyleyse. Özelliği-olmayan nesnenin dünyası bölünmüş olduğundan, nesneli eştirmeye denk düşen düşünüyorum bölünmüştür, düşünüyorum diyalektik bir etkinliğe sahip olmalıdır; bir yok felsefesi için seferber olmalı, alarma geçmelidir. (s. 92)

O.L. Reiser tarafından ayırılan postulat'lar
1) “Olan olandır.”
2) “Bir nesne olduğudur, yani bütün bakımlardan kendisiyle özdeştir.”
3) “Bir nesne olduğu yerdedir.”
4) “Aynı nesne aynı zamanda iki ayrı yerde olamaz.”
5) “İki ayrı nesne aynı zamanda aynı yerde bulunamaz.”
6) “Bir yerden başka bir yere geçmek için, her nesne aradaki uzayı aşmalıdır, buysa ancak belirli bir zaman süresinde olabilir.”
7) “Aynı nesne, ya da olay, aynı zamanda farklı iki bakış açısından gözlemlenebilir.”
8) “Farklı iki olay zamandaş olarak ortaya çıkabilirler ve aynı bakış açısından zamandaş olarak ele alınabilirler.”

Bütün dillerin arasında, matematik hem en değişmezi hem de en yaratıcısıdır.

İyice düzenlenmiş anlambilimsel yapı değişikliklerine örnekler bulmak için, gene matematiğin evrimine başvurmak gerekir.

Yeni geometrilerde, paralel kavramı mutlaklığını açıkça yitirdi, artık tikel bir postulat'lar sistemine bağlıdır. Sözcük varlığım yitirdi; artık tekil bir anlamsal sistemin an'ıdır.
…diyalektikleştiremediğimiz bir kavramdan sakınmalıyız her zaman. Diyalektikleştirilmesini engelleyen şey, içeriğinin taşıdığı bir fazla-yük'tür (yük-üstü'dür).

Zamanımızın insanlarının karşılıklı anlaşmasını engelleyen derin anlamsal karışıklıklar işte bunun sonucudur.

Tikel bir fikir üstünde, aynı kanıda bulunduğumuz yolunda herhangi bir güvenceye sahip olmak için en azından aynı kanıyı beslememiş olmamız gerekir. İki insan, eğer birbirleriyle gerçekten anlaşmak istiyorlarsa, önce birbirlerine tersini söylemeleri gerekirdi. Hakikat, tartışmanın kızıdır, duygudaşlığın değil.

Altıncı Bölüm
Yok Felsefesinin Bireşimsel Değeri
Yok felsefesi bir yadsıma istemi değildir.
Tersine, bir kurallar dizgesi içinde kurallara sadık kalır. İç çelişkiyi kabul etmez.

Yok felsefesinin a priori bir diyalektikle de hiçbir ilişkisi yoktur.

…çağdaş bilimin diyalektiği "felsefi diyalektiklerden açıkça ayrılır, çünkü o a priori bir kuruluş değildir ve doğanın bilinmesinde tin tarafından izlenen yolu dile getirir.

Yalnızca yan yana konulmuş dizgeleri, yalmzca tamamlayıcılık ilişkisi içinde kesin bir noktaya yerleşen dizgeleri amaçlayan bir yok felsefesi, öncelikle iki şeyi asla aynı anda yadsımamasına özen gösterir. İki yadsımanın tutarlılığına hiç güven duymaz.

Diyalektik bir genelleştirmeyi olanaklı kılmalıdır. Genelleştirme, hayır ile yadsıdığı şeyi içermelidir. Gerçekten de, yüz yıl öncesinden beri bilimsel düşüncenin tüm ilerlemesi, yadsınanın kapsanmasıyla birlikte böylesi diyalektik genelleştirmelerden ileri gelmektedir. Böylece, Öklit'ten başka geometri Öklitçi geometriyi kapsar; Newtoncu-olmayan mekanik Newtoncu mekaniği kapsar; dalga mekaniği görececi mekaniği kapsar.

Sonuç olarak, bilim usu eğitir. Us, bilimin, en çok evrim geçirmiş bilimin, evrim geçirmekte olan bilimin sözünü dinlemelidir. Usun, dolaysız bir deneyi üstün saymaya hakkı yoktur.

Us, bir kez daha söyleyelim, bilimin sözünü dinlemek zorundadır. Geometri, fizik, aritmetik birer bilimdirler; mutlak ve değişmez bir usun geleneksel öğretisi bir felsefedir ancak. Zaman aşımına uğramış bir felsefedir.

La Philosophie du non
Türkçeleştiren: Alp Tümertekin
Yapı Kredi Yayınları

2. Baskı, Mart 2006

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder